SON DAKİKA

logo

400 yataklı devlet hastanesinde diyaliz hastalarına VİP hizmet

Antalya’da Kepez Devlet Hastanesi içerisinde oluşturulan 10 yataklı Hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören hastalar, sabah saatlerinde özel servisle evlerinden alınıyor. Yapılan kahvaltının ardından kendilerine özel son teknolojik ürünlerle donatılmış odalara geçen hastalar 4 saat boyunca adeta kendi..

Antalya’da Kepez Devlet Hastanesi içerisinde oluşturulan 10 yataklı Hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören hastalar, sabah saatlerinde özel servisle evlerinden alınıyor. Yapılan kahvaltının ardından kendilerine özel son teknolojik ürünlerle donatılmış odalara geçen hastalar 4 saat boyunca adeta kendilerini evinde hissediyor.
Kepez Devlet Hastanesi içerisinde oluşturulan 10 yataklı Hemodiyaliz ünitesi hastalara adeta ev ortamında hizmet sunuyor. Serviste tedavi gören 25 hasta sabah erken saatlerinde servisle evlerinden alıp, hastaneye getiriliyor. Ardından ise hastalara personel tarafından ayrı bir odada kahvaltıları yaptırılıyor. Kahvaltılarının ardından hastalar kendileri için özel oluşturulan odalarda üzerlerini değiştirerek tedaviye hazır hale geliyorlar. Hastaların önce kiloları ölçülüyor, sonra ise diyaliz makinesine bağlanıyor. Ortalama 4 saat makineye bağlı yaşayan hastalara sağlanan hizmet evlerini aratmıyor. Ayrıca hastalara bir de tedavinin ortasında yiyecek servisi yapılıyor. Hastalar son teknolojik ürünler ile donatılan odalarda kendilerine ait televizyonda istedikleri kanalları izleyerek, gürültüden uzak kalıyorlar. Bütün işlemlerin ardından ise yeniden özel servisle evlerine bırakılıyor.

“Adeta ev konforunda hizmet alıyorlar”
Servisin 10 ünite ile açıldığını belirten Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ramazan Gürkan, “Şuanda yaklaşık 25 hastamız hizmet görüyor. İlerleyen zamanlarda talep olursa 30 yatağa çıkabilir. Hastalarımızı sabah evlerinden özel servisle alıyoruz, burada kahvaltılarını yapıyorlar. Diyaliz ünitemiz Türkiye’de örnek olabilecek. Her hastamız için ayrı bir oda var. Çok konforlu, her hastamıza özel televizyon var. Her hasta için ayrı bir yaşam alanı oluşturuldu, camlı odaları var. Bir hastaya 13 metrekare alan düşüyor. İstedikleri kanalı istedikleri zaman izliyorlar, istedikleri kitabı da okuyorlar. Adeta ev konforunda bulunuyor. Bu konfor için gelen hastalarımız da var. Son teknolojik ürünlere sahibiz” açıklamasına yer verdi.

“Hastalarımız bir nevi kendi odalarında diyalize giriyorlar”
Servis hakkında bilgi veren İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Ulu, “Hemodiyaliz ünitemiz 18 Nisan’da açmıştık. Yatak kapasitemiz 30 şu anda 25 hastamız tedavi görüyor. Tedavi olmak isteyen 10 hastamız daha gelebilir. Hastalarımız bir nevi kendi odalarında diyalize giriyorlar. Bu da dinlenmek ve gürültüden uzak durmak isteyen hastalarımız için büyük avantaj sağlıyor. Aynı zamanda her odamızda televizyon var, hastalarımız istedikleri kanalları izliyorlar. Hasta konforu öncelikli oldu. 2 monitör üzerinden sürekli hastalarımız kontrol altında” dedi.

“Merkezimiz son teknolojik ürünleri ile donatıldı”
Hastaların her sabah düzenli olarak evlerinden alındığını belirten Dr. Gülnur Kocabıyık ise, hastaların servisle hastaneye geldiğini ve öncelikli olarak kahvaltılarını yaptığını belirtti. Rutin bakımları yapıldıktan sonra diyaliz ünitelerine hastaların bağlandığını belirten Kocabıyık, “Toplamda 10 personel çalışıyor. Merkezimiz son teknolojik ürünleri ile donatıldı. Biz hastalarımızın her anını takip edebiliyoruz. Diyaliz süresi standart olarak 4 saat. En son hastalarımızı yine evlerine bırakıyoruz” sözlerine yer verdi.

“Sabah evimden alıyorlar, burada kahvaltımı yapıyorum”
Serviste hizmet almaktan çok memnun kaldığını belirten Saadet Somurbaş (62), “Çok iyi hizmet veriyorlar, Allah devletimizden razı olsun. Temizliğe çok önem verip, çok iyi ilgileniyorlar. 4 yıldır ben diyaliz tedavisi alıyorum” açıklamasını yaptı. 3 yıldır diyaliz tedavisi alan Nuray Günay ise şu sözlere yer verdi: “Buraya yeni geldim, güzel bir salon olduğunu öğrendim. Tek kişilik odaları var. Her şey çok güzel. Sabah evimden alıyorlar, burada kahvaltımı yapıyorum. Personel çok iyi, doktorlarımıza bire bir ulaşıp sağlığım hakkında bilgi alıyorum. Odaların tek kişilik olması çok iyi. Akşam da evine geri bırakıyorlar.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.27 12:22:48
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Elmalı’da tarihi binalar Avrupa Birliği ve devlet destekli turizme kazandırılamaz mı ?

Elmalı’da tarihi binalar Avrupa Birliği ve devlet destekli turizme kazandırılamaz mı ?

Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan, sadece yabancıların değil, yerli turistlerinde büyük ilgi gösterdikleri Peri Bacaları ile ünlenen, balon turları ünü yurt dışına taşan Göreme’de ilçe merkezi küçük-büyük yüzlerce butik otel ile hizmet verirken, yeni pansiyon ve otellerin yapımı da hızla devam ediyor. Bazı pansiyon ve otellerin Avrupa Birliği ve devlet destekli yapıldığı gözlenirken, 100’den fazla tarihi eve sahip olan Elmalı’da da sözkonusu desteklerin sağlanabilmesi için kaymakamlık ve belediyenin ön çalışma yapması ve bu konuda kamuoyunun bilgilenmesini sağlayacak toplantılar düzenlenmesi isteniyor.  
Konaklama tesislerinin restorasyonuna ya da yeniden yapılmasına Avrupa Birliği’nin, Göreme örneğinde olduğu gibi yüzde 75 destek verdiği, devletin desteğinin ise yüzde 25 olduğunu  kaydeden bazı vatandaşlar, “Yani yatırımcının cebinden bir lira para çıkmadan Elmalı’ya tarihi özelliğe sahip bir konaklama tesisi ya da mevcut tarihi bir binayı tamamen Avrupa Birliği’nden ve devletten sağlanan desteklekonaklama tesisi haline döndürmek mümkün. Yeter ki, bu konuda ilgili kurumlar yani kaymakamlık ya da  belediye bir ön çalışma yapsın. Böyle bir desteğin hangi şartlarda ve nasıl verileceğini bir tespit etsin, bu kurumların başındaki kişilerden gerekli detayları öğrensin. Ardından da öğrendiklerini Elmalı kamuoyuyla paylaşsın. Mutlaka Avrupa Birliği ve devletten alacağı destekle böyle bir yatırıma girişecek birileri vardır. Bugün Elmalı’nın en önemli sorunu turizmde istenilen hareketliliği, sahip olduğu onca potansiyele rağmen değerlendirememesidir. Bunun nedeni de tarihi binaların ya da tarihi kimlik kazandırılmış binaların konaklama tesisi olarak değerlendirilmemesidir.  Bugün iç turizmde ciddi bir pazarı olan Beypazarı’nda sadece bir ana arter üzerinde tarihi binaların büyük çoğunluğu konaklama, restaurant, cafe olarak hizmet vermektedir. Bu da Beypazarı’nın iç turizmde istediği noktaya gelmesine yetmiştir. Elmalı’da da sadece bir bölge, tarihi kimliğe kavuşturulmuş konaklama tesisi, resturant ve cafe olarak düzenlenirse iç turizmde beklenilen hareketlilik başlar ve ilçe de 3T yani, tarım, ticaret ve turizm birbirini destekleyerek ekonomiyi canlandırır, ticari yaşamı hareketlendirir. Elmalı’nın bu duruma gelmesi için kaymakamlık ya da belediye , Avrupa Birliği’nin ve devlerin desteğini öğrenip, Elmalılılara aktarmak ve onları ikna etmek, özendirmek gerekiyorsa örnek olmak zorundadır.”  

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2019.07.16 04:42:01
Son Düzenlenme Tarihi :





Sabahları artan baş ağrısı beyin tümörü belirtisi

Beyin tümörünün en önemli ve en sık görülen belirtisinin “sabahları artan baş ağrısı” olduğuna dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Mansur Mammadov, her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhisin hayat kurtarıcı bir rol oynadığını söyledi.
Acıbadem Adana Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Mansur Mammadov, beyin tümörlerinin, beyin cerrahisinde (Nöroşirürji) önemli bir hastalık grubunu oluşturduğunu belirterek, “Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dışı bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Genel olarak beyin tümörlerini malign (kötü huylu) ve benign (iyi huylu) olarak sınıflandırabiliriz” dedi.
Santral sinir sisteminin, özellikle de beynin, çok sıkı korunan kapalı bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassas olduğuna değinen Dr. Mammadov, bu nedenle kanser hücresi içermemelerine rağmen bazı iyi huylu tümörlerin de önemli yapılara baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabileceğini dile getirdi.

“Teşhisi çok kolay ve hızlı konuluyor”
Beyin tümörü belirtilerinin kafa içi basıncının artması ile seyrettiğini ifade eden Dr. Mammadov, en sık görülen belirtileri “Özellikle sabahları artan baş ağrısı , hareket ve mimiklerde yavaşlama, bulantı ve ani kusmalar, epileptik nöbetler, kişilik değişiklikleri, hatırlama bozuklukları, yazı yazma gibi bazı özelliklerde aksamalar, çift görme, bulanık görme, denge ve yürüme bozuklukları, kollarda ve bacaklarda hissizlik, karıncalanma veya güç kaybı, erken puberte, el ve ayaklarda büyüme, adet bozuklukları, kortizol yetmezliği veya fazlalığı gibi hormonal bozukluklar ve buna bağlı belirtiler” olarak sıraladı.
Günümüzde beyin tümörü teşhisinin çok kolay ve çabuk konulduğu bilgisini veren Dr. Mammadov, belirti gösteren kişilerde hastalık öyküsünün alınması, genel veya nörolojik muayene yapılmasının teşhiste oldukça önemli olduğuna vurgu yaptı. Beyin tomografisi (BT) ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi test yöntemleri ile beyin tümörü yerleşimi, cinsi, hakkında ve büyüklüğü hakkında kısa sürede bilgi alınabileceğini sözlerine ekledi.
Beyin tümörlerinin tedavisinin, tümörün büyüklüğü, tipi ve yayılımı gibi faktörlere bağlı olduğunun altını çizen Dr. Mammadov cerrahi, kemoterapi ve radyoterapinin temel tedavi yöntemlerinden olduğunu söyledi.

“Nöronavigasyon ile kitlenin sınırları kesin olarak belirleniyor”
Cerrahi müdahalenin, tümörün çıkarılmasına veya azaltılması için yapıldığını belirten Dr. Mammadov, “Bu yöntemde maksat, beyin dokusuna hasar vermeden tümörün çıkarılmasıdır. İyi huylu tümörlerde tümörün tamamı çıkarılarak yüzde yüz başarı sağlanmaktadır. Tümörün tamamı çıkarılmaya çalışılır, bunun için mikro cerrahi teknik, endoskopi, haritalama, uyanık cerrahi, navigasyon gibi cerrahiye destek teknolojik yöntemler tümörün yeri ve konumuna göre ek olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.
Adana Acıbadem Hastanesi’nde kendilerinin de tümör ameliyatları ve endoskopik tümör ameliyatlarını nöronavigasyon yardımıyla yaptıklarını kaydeden Dr. Mammadov, nöronavigasyon ile operasyon sırasında kitle sınırlarının net bir şekilde belirlendiğini ve tümörün tamamının çıkarılmasına imkan sağladığını dile getirdi.
Mammadov nöronavigasyon tekniğinin faydalarını ise “daha küçük ve iyi merkezli bir kemik pencere açılması, daha az kan kullanılması, ameliyatın daha kısa sürede yapılması, yaranın daha hızlı iyileşmesi, hastanede yatış süresinin kısalması, gündelik hayata daha hızlı dönülmesi” olarak sıraladı.

“Hastanın ertelemeden doktora başvurması gerekir”
Dr. Mammadov, endoskopik yöntemlerin kafatası açılmadan beyin tümörü ya da uygun hastalarda çok küçük açıklıklardan endoskopik ventriküliçi tümör ameliyatları yapılmasına yardımcı olduğunu, cerrahi müdahale sonrasında, dokuların patolojik analizinin yapılarak ek tedaviye gerek olup olmadığına karar verildiğini anlattı.
Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi için kullanılan bir tedavi yöntemi olan radyoterapinin, tümörün küçültülmesi veya çıkarılmasından sonra kullanıldığını belirtti. Kemoterapinin ise, kanser hücrelerinin büyümesini engellemek için kullanılan bir tedavi yöntemi olduğunu ve genellikle radyoterapi ile birlikte kullanıldığını ifade etti.
Hayati tehlikesi olan her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhisin hayat kurtarıcı bir rol oynadığının altını çizen Dr. Mammadov hastanın kendisinde görülen değişiklikleri iyi gözlemlemesi, fark etmesi ve hiç beklemeden, ertelemeden doktora başvurmasını tavsiye etti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.12 18:44:41
Son Düzenlenme Tarihi :