SON DAKİKA

logo

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Türkiye’de hiçbir şekilde milli güvenlik sorunu yoktur”

AK Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili olan Ömer Çelik, “Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu korumak için milli iradeye saldırdığı apaçık ortadadır” dedi.
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’i ziyaret ettikten sonra Ak parti il başkanlığına gelerek burada gündem hakkına ve muhalefet parti hakkında açıklamalarda bulundu.
Çelik, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’i ziyaretinden sonra AK Parti Adana İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Çelik burada yaptığı konuşta, “Seçimlerden bu kadar zaman geçtikten sonra bütün Türkiye çok garip bir tartışmayı maalesef izlemek zorunda kaldık. Bu garip tartışma esasında Sayın Kılıçdaroğlu’nun koltuğunda kalmak ve kendi tek adam rejimini Cumhuriyet Halk Partisi’nde sürdürmek için ortaya koyduğu çeşitli argümanlar ve yaklaşımlar. Her gün yeni bir durumla karşılaşılsa da temel olarak seçimden bu tarafa sayın Kılıçdaroğlu ve bu çizgiyi sürdüren birkaç kişi sürekli olarak seçimlerin meşruiyetini tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Seçimler şöyle kazanıldı, böyle kazanıldı diyerekten. Tabii bu tartışmayı yürütenlerin aslında bütün seçim kampanyaları boyunca Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nin en meşru derelerine saldıran bir kampanyanın parçası olduğunu unutmamalı” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’ni yanlış bir siyasi çizgiye sürüklendiğini vurgulayan Çelik, “Bütün seçim kampanyası boyunca ne kadar terör örgütü varsa çıktı onlara desteklerini ilan etti ama Kılıçdaroğlu ve arkadaşları bunun karşısında biz terör örgütlerinin desteğini reddediyoruz. Biz meşru bir alanda seçim yapıyoruz diyebilecek bir dirayeti göstermemek. Bu durum sürekli olarak seçim sonuçlarının meşruiyetini tartışmak gibisinden maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’nde son derece yanlış bir çizgiye sürüklüyor” dedi.

Türkiye’de seçim sonuçlarının meşruiyetini tartışmaya açanlar geçmiş zamanlarda her zaman darbeciler ve vesayet rejimi taraftarları olduğuna dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde maalesef böyle kötü bir sabıka vardır. Seçimleri kaybettiği zaman, geçmişte askeri vesayet ve yargı vesayeti üzerinden meşru seçimleri baltalamaya ya da sabote etmeye dönük bir siyasi gelenekleri vardır. Bu gelenek kuşkusuz demokrasiyle uzlaşmamaktadır ve kuşkusuz demokratik bir gelenek değildir. Cumhuriyetin temel değerlerine de her zaman zarar vermiştir. Ama şimdi ilk defa doğrudan Kılıçdaroğlu’na birkaç arkadaşının sahiplenmesiyle seçim sonuçlarını kendi kendilerine tartışmaya açtıklarını gördüm. Tabii bunun millet nezdinde bir karşılığı yok. Demokratik kültürde bir karşılığı yok. Demokratik kültürde bir karşılığı yok. Siyasi tarihimizde de sadece kötü ve kötü niyetli bir yaklaşım olarak tarihe geçmekten başka da bir akıbeti olmayacak ama bir siyasi parti genel başkanının meşru seçimlerin sonuçlarını kendince tanımadığını söylemesi ve bunu bir şekilde tartışmaya açmaya çalışması kuşkusuz siyasi hayatının bu aşamasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yapıştıracağı en kötü etiket olmuştur”

“Kılıçdaroğlu hayatı boyunca yenilmeye mahkûmdur”
Kılıçdaroğlu’nun hayatı boyunca hiç seçim kazanmamış ve sürekli yenilmeye mahkum olduğunu belirten Çelik, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun bunun gereğini yapması gerekiyor. Siyasi etikten bu kadar çok bahseden birisinin kendisinin seçim kaybetmesine rağmen üst üste bu derece kendi partisinde bir tek adam rejimi kurmaya çalışması bir siyasi etik, bir siyasi ahlak meselesi değil midir? Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun demokratik yolla şeffaf bir biçimde yapılmış yüksek katılımla gerçekleşmiş seçimlerde en yüksek oyu almış AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı eleştirmek yerine kendisinin ortaya koyduğu mağlubiyetin siyasi ahlak vereceğinden ve siyasi etik penceresinden değerlendirmesini yapması ve bununla yüzleşmesi gerek” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu koltuğunu korumak için milli iradeye saldırdığı apaçık ortadadır”
Kılıçdaroğlu’nun kendi koltuğunun meşruiyetini kaybetmesiyle ilgili tartışmaları örtbas etmek için milli iradeye saldırdığını ifade eden Çelik, “Siyasi etik ve ahlaktan bahsediyorsak sürekli olarak kendi partisinden ve ittifak ortaklarından sakladığı protokoller ortaya çıkıyor. Her gün yeni bir tartışmayla karşı karşıya akıllanıyor. Birtakım partililer ortaklarından gizli kendi siyasi partisinden bile gizleyerek kendi siyasi heyetinden bile gizleyerek birtakım protokoller imzaladı, birtakım anlaşmalar yaptı ortaya çıkıyor. O zaman sormak gerekir. Bu şekilde kapalı kapılar ardında karanlık bir siyasi süreç yürütmenin siyasi ahlak bakımından ve siyasi etik bakımından bedenin ne olması gerekir ve neticesinin ne olması gerekir? Dolayısıyla biz Kılıçdaroğlu’nun kendi koltuğunun meşruiyetini kaybetmesiyle ilgili tartışmaları örtbas etmek için milli iradeye saldırdığını net bir biçimde görüyoruz. Bunu siyasi tarihimizde çeşitli zamanlarda yönelt halk partisi yönetimi içinden çeşitli zamanlarda yapanlar oldu. Bizim dönemimizde de buna cüret edenler oldu. Ama her seferinde milli iradeye çarparak bunun cevabını aldılar. Dolayısıyla biz sayın Kılıçdaroğlu’na pek umudumuz kalmasa da demokratik perspektiften, siyasi ahlak perspektifinden kendisinin şu anda koltukta kalma ısrarının ve gizli protokollerle kendi partisini düşürdüğü durumu değerlendirmesi gerektiğinin tekrar hatırlatılması gerektiğini ifade ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Kılıçdaroğlu partisini sürekli yanlış tarafa sürüklüyor”
Türkiye’de insanların hayat tarzlarının sürekli tehdit altında olduğu iddialarına yanıt veren Çelik, “Bizim iktidarlarımız döneminde Türkiye’de herkesin inandığı gibi yaşaması hak ve hürriyetler rejiminin genişletilmesi konumunda adımla atılırken karşımızda askeri vesayet ve yargı vesayetinin hemen yanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi çizgisi oldu. Ne zaman Türkiye’de hak ve hürriyetler rejimini genişletmek üzere bir adım atmışsak sürekli olarak karşımıza Cumhuriyet Halk Partisi çıkardı. En son bunu beceremediğinde, bunu engelleyemediğinde de mutlaka konuyu Anayasa Mahkemesine götürüp iptal ettirmek isterdi. Dolayısıyla önce kendi siyasi tarihle, kendi siyasi tavrıyla yüzleşmesi gerekir. Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup başkan vekili olduğu, genel başkan olduğu dönemlerde dahi bu siyasi çizgiyi sürdürmüşler, hak ve hürriyetler rejiminin genişletilmesi konusunda atılan her adıma karşı durgun bir tavır ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla bütün bunları değerlendirmeden tutup da Türkiye’de iktidarın, vatandaşlarımızın bir kısmının hayat tarzlarına tehdit ettiği gibisinden bir yaklaşım ortaya koymasının gerçeklikle hiçbir alakası yoktur. Burada önemli olan Kılıçdaroğlu’nun hukuk açısından da siyasi açıdan da aslında genel başkanlığı döneminin sona erdiği bir dönemdir. Nitekim genel başkan olarak hukuki açıdan da durumu tartışmalı olmasına rağmen bunu sürdürmeye devam etmektedir. Bu tartışmayı örtbas etmek için sürekli olarak seçim sonuçlarına saldırmakta, kendince toplumsal fay hatlarına cinnet etmeye çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de hiçbir şekilde milli güvenlik sorunu yoktur”
Türkiye’de devletimizin her hangi bir güvenlik sorunun üstesinden geleceğini belirterek Türkiye’de bir güvenlik zaafı olduğuna dair ortaya koyduğu açıklamaları hepsinin yalan olduğunu söyleyen Çelik, “Netice itibariyle de hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. En son hatırlarsanız seçimlerin ikinci turunun yapıldığı gece ikinci turunun sonuçların açıklanmaya başlandığı geceden önce bir açıklama yaptı. Seçim gecesi hiç kimse sokağa çıkmasa Türkiye’de büyük olaylar olabilir, büyük provokasyonlar olabilir. Biz de dedik ki Türkiye’de devletin ve güvenlik kurumlarının baş edemeyeceği bir güvenlik zaafı varmış gibi bir yaklaşım ortaya koymanız yanlıştır. Kendi devletinizi ve kurumlarınızı zaaf içinde gösterip bu provokasyon söyleminden uzak durmanız gerekir. Netice itibariyle ne oldu? Kendisinin söylediğinin yalan olduğu ortaya çıktı. Seçim gecesi bütün siyasi partilerden vatandaşlarımız hem sandık başlarındaydı. Hem sokaklardaydı. Türkiye güvenli bir biçimde ufak tefek olaylar hariç herhangi bir sistematik olay olmadan gayet güvenli bir biçimde seçimleri yaptı ve süreci tamamladı” diye konuştu.

“Türkiye yüzyılı kadınların yüzyılıdır”
Konuşmasının sonuna gelirken Kadın A Milli Voleybol takımının şampiyonluğunu kutlayan Çelik, Türkiye yüzyılı aynı zamanda kadınların yüzyılıdır demiştik. Bunun son örneği olarak, dün gece hepimizin göğsünü kabartan bir biçimde kadın A milli voleybol takımımız Avrupa’nın da en büyüğü olduğunu gösterdi. Filenin sultanları aynı zamanda Türk kadınlarının gücünü, istiklal maaşımızı Avrupa Birliği’nin başkenti sayılabilecek bir yerde okutarak bütün dünyaya göstermiş oldu. Biz bu kardeşlik iklimi, barış iklimi içerisinde yolumuza devam edeceğiz. Onun dışındaki ortaya koyulmaya çalışılan kendi koltuklarını koymak, kurmak için ortaya koydukları bu provokasyonlarla bu manipülasyonlarla da bu dezenformasyonlarla da mücadelemizi en güçlü şekilde sürdüreceğiz ve bu yalan siyasetine hiçbir alanda geçit vermeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.05 17:48:54
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






BAŞKAN SÖZEN ILICA’DA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, 14 Mayıs Genel Seçimleri kapsamında halk buluşmaları yapan Millet İttifakı ile birlikte Ilıca Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi. Millet İttifakı’nın halk buluşmasına, Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar, İYİ Parti Manavgat İlçe Başkanı Hüseyin Ergen, SAADET Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, Demokrat Parti Manavgat İlçe Başkanı Aylin Tezcan Çelik,  CHP Antalya 3’ncü sıra Milletvekili Adayı Aliye Coşar, İYİ Parti Antalya 2’nci sıra Milletvekili Adayı Aykut Kaya, ve ittifakın yönetim kurulu üyeleri katıldı. Yüzlerce Ilıcalı, Millet İttifakı üyelerini büyük bir samimiyet ve sıcaklıkla karşıladı. Millet İttifakı İlçe Başkanları ve Milletvekili adayları 13.Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi halinde, yapılacak olan proje ve hizmetlerle ilgili bilgi aktardı. Vatandaşlar ise, zorlaşan hayat ve ekonomik koşulların kendilerini yıprattığını belirterek değişime ihtiyaç duyduklarını ve Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini söyledi. 

BAŞKAN SÖZEN; “15 MAYIS’TA BAHAR GELECEK”
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, 13.Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplum tarafından büyük bir ilgi ve destek gördüğünü belirterek 15 Mayıs sabahı daha yaşanılabilir bir Türkiye’ye kavuşacaklarını söyledi. Başkan Şükrü Sözen, “13. Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’nın halkımıza verdiği umut ve enerji bizleri aydınlığa, adalete, liyakata ve güzel yarınlara kavuşturacak. İnancım o dur ki, halkımız kendisi ve çocuklarının geleceği için en doğru kararı vererek ilk turda bu işi bitirecek. Ilıca Mahallemizde birçok turizm çalışanı var. Asgari ücret konusunda örnek vereyim. Asgari ücretli Avrupalı uçağa biniyor ülkemize geliyor bizim ülkemizde neredeyse en lüks otelde 1 ay tatilini yapıyor, hediyesini alıyor ve en önemlisi maaşını arttırarak uçağa binip geri gidiyor. Biz aldığımız asgari ücretle gümrüğe bile gidemiyoruz. 8 bin 500 lirayı bu ülkenin insanına bir lütuf gibi gördüler. Neyin içinde olduğumuzun farkında olmalıyız. Her şeyi seçim arifesinde yaptıkları gibi seçimden sonra insanlara hakaret eder gibi zam yapacağız diyorlar. Neden taahhütlerinizi seçim arifesine biriktiriyorsunuz. Bu toplum not alır. Verebileceğiniz bir şey varsa bu milleti mağdur etmeyin ne veriyorsanız seçimden önce verin. Bu ülkede 10 milyon işsiz var. Bu kadar gencin işsiz olduğu bir sürede sırtımızda taşıdığımız 12-13 milyon göçmen var. Bu kentte yaşayan, üreten insanların yurtdışı hayalleri kurduğunu biliyoruz. Orada insana ve yaşam koşullarına değer veriliyor deniyor. Bunları hak etmiyoruz. Adaletin dört dörtlük işlediği ve insanlara göre kurgulandığı kanaatinde asla değilim. Bu ilke insanının en büyük güvencesi adalet mekanizmasının olduğu şekilde işletilmesidir. Bir borç ve borçlu toplum haline geldik. Temelinde ise borçlu insana her şeyi yaptırma düşüncesi vardı. Bir dönem bankalara 4-5 kişi götürerek aldığınız kredi kartını, bankanın önüne stant çıkararak zoraki sizlere vermeye çalışıyorlardı. Herkesin cebinde bir kaç tane kredi kartı. Hepsinin borcuyla birbirini kapatıyoruz. Bizler bu süreci hak ediyor muyuz ya da bizler insanız bunları mı yaşamamız lazım diye bu süreçleri sorgulamamız lazım. Seçim sandıkları her zaman önünüze gelmiyor. Yaşadıklarımızın bizim hakkımız mı yoksa çok daha iyi şeyleri mi hak ediyoruz. Halimizden memnun değilsek, bu ızdırabı hak etmiyoruz diyorsak Millet İttifakı’nın yanında olmamız gerekiyor” dedi.

ARTIK CEZALANDIRILMAK İSTEMİYORUZ
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, konuşmasının devamında farklı düşünen ve çok sesliliğin baskı altında olduğunu da söyledi. Başkan Sözen, “Bizler çocukluğumuzda siyasileri izlerken nezaketi de görüyorduk. Siyasette hoşgörü, kabullenmek ve dinlemek vardı. Siyasette parmak sallamak yoktu. Herkes siyasi sürelerde söyleyeceklerini söylerdi, sonrasında normale dönerdi. Ama bugün katı siyaset var öyle değil. Bu siyaset anlayışının cezalandırdığı bir kişi de Manavgat Belediye Başkanı olarak benim. Sizlerin verdiği görevle orda hizmet etmeye çalışıyorum ama yaşadıklarımı bir ben bilirim. Hangi siyasi anlayışta olursa olsun tek adamın ülkenin geleceğine yönelik tek başına karar almaması gerektiğini ve bunun yanlış olduğu dün de söyledik bugün de yarın da devam ederse yarın da söyleyeceğiz. Bizler demokratik, çok sesli ve konuşmaya alışan yapılarız. Yapıcı eleştiriye ve yanlış gördüğümüz şeyleri irdelemeye alışmışız. Bizler,  bastırılan, sindirilen ve sürekli parmak sallanan bir toplum olmaktan yorulduk arkadaşlar” dedi.

SÖZEN ; “YANGIN SONRASI YALNIZ BIRAKILDIK”
Manavgat Orman yangınları sonrasında yeniden ayağa kalmak için mücadele ettiklerini söyleyen Başkan Şükrü Sözen, iktidardan hiçbir destek göremediklerini söyledi. Sözen, “Her şey tozpembe gitmiyor. Hafızalarımızı tazeleyelim çünkü karar arifesindeyiz. Bu kent Cumhuriyet tarihinin en büyük yangınını yaşadı. Biz bu yangında başarılı çıktık ve az hasarla atlattık deseler bile işin aslı öyle değil. O sürelerde liyakatlı ve işi bilen uzman insanlar alanda değildi. Sadece siyaset alandaydı. Manavgat’ı hiç tanımayan kaymakamları ve belediye başkanlarını getirip bizim önümüze koordinatör diye atadılar. Siyasetçiler alanlarda gezip talimat verdiler. Bu 70 bin hektar ormanının ve köylerimizin yok olup gitmesini getirdi. Devamında yangından yanan evleri yapıp teslim edeceğiz dediler. Her türlü faturamızda doğal afet bedeli ödüyoruz. O biriken paralarla devlet benim elimden tutar yaralarımı sarar diye düşünürken üzerinde rakam yazmayan makbuzları imzalatmaya çalıştılar. Üzerinde birim fiyatı yazmayan ne kadara mal olacağı belli olmayan senedi insanımız nasıl imzalasın. 2 bin tane yanan evin 400 tanesi yapılabildi. Gerisi halen çocuğunun yanında konteynır içinde. Binlerce kamyon içerisinde o yanan ağaçları sattılar bir tek insana yakacak odunu vermediler. O para kazanan müteahhitlerin bozduğu yolları bize yap dediler. Doğal afet bölgesiyiz bizim katkı görmemiz lazımken birde bize bunları söylediler. Olur yapalım hibe istemiyoruz kredi verin dedik onu da vermediler. Bunları unutmamak gerekir” dedi.

HALKA YALAN SÖYLÜYORLAR 
İktidar partisinin milletvekillerinin her fırsatta halka yalan yanlış bildi verdiklerini belirten Başkan Sözen, Manavgat Belediyesi’ne yönelik söylenen iddiaların gerçeklerle alakasının olmadığını vurguladı. Sözen, “Buradan Manavgat’ın iki tane iktidar milletvekiline sesleniyorum. Her seçim arifesinde söz verdiğiniz Manavgat Üniversitesi nerede. Sorun bunu. Yıllardır şimdi ihaleye çıktı, yarın başlayacak dedikleri çevre yolu nerede. Bu ülkenin en çok vergi toplayan şehirlerden bir tanesiyiz. 350 bin bakanlık onaylı turizm yatak kapasitemiz var. Kışın hepimiz işsiz kalıyoruz oteller ve işletmeler kapalı. Turizm çalışanı kışın borçla yaşıyor. Kaç kere bu yılın bütçesine alındı dedikleri Organize Sanayi Bölgesi’ne neden başlanamadı. Komşumuz Alanya’da her türlü hastane mevcutken biz yıllar önce yapılmış uzmanları olmayan, doktorların terk ettiği ve kötü bir yönetim anlayışı sergilendiği bir hastaneye neden reva görülüyoruz. Bunu sormayıp neyi soracağız. Bunları sormak bizim borcumuz. Bakın dün, Ulualan’da hastane temeli atıldı. Çok ilginç. 100 m2 yeri tel örgüyle çevirdiler. Ortada ne proje var ne de başka bir şey. Yine seçim arifesi. Çok üzüldüm. Orada kıymetli bayan milletvekili arkadaşım belediyeden dolayı plan gecikti ondan bu kadar geciktik dedi. Bu toplumun önünde yanlış demeyeceğim yalan bilgi verme hakkını sen kendinden nerden buluyorsun.  Seni oraya toplum çıkıp oraya yalan yanlış bilgiler söyle diye göndermedi. Bütün belgelerimiz elimizde. Bizden 2015 yılı itibariyle ne zaman talep edildiyse hem büyükşehir hem Manavgat Belediyesi planlamasını yapmış ellerine teslim etmiş. Bunları televizyonda da detaylı olarak bütün Manavgat’ın izleyeceği şekilde açıklayacağım. Çarşaf çarşaf söyledikleri yalanı ortaya koyacağım. 2 yıl sonra da demişler ki halkın tepkisinden dolayı 30 dönüm alana hastane olmaz yanındaki yerin de planlamasını yap orayı da dahil edelim yeniden çalış. Dönmüşüz o sürede devam meclislerini de yaparak onu da plana dahil ederek önlerine çıkarmışız. Hiçbir gecikmemiz yok. Sonra bize gelmişler ruhsat için. Düşünün iş bilmezliği. Manavgat Belediyesi’ne itfaiye ruhsatı için gelip müracaat ediyorlar. Dev bir hastanenin teknik kadrosu. Bizler de demişiz ki, işi bilmiyorsanız bir sorun. İtfaiye raporunu yasa gereği büyükşehir belediyesi verir demişiz ve geriye göndermişiz. Yıl bu arkadaşlar. Bütün işlemler geçtikten sonra aradan 2 buçuk yıl geçmiş ve Manavgat Belediyesi bizi geciktirdi diye halkın önünde o hanımefendi yalan söylüyor. Biz bir telefon kadar yakınız bizden talep etti canlı hayvan pazarının yerini verdik diyor. Sanki babasının mülkünü bağışlıyor. Be hanımefendi kardeşim, 6 yıl uğraştım sizden orayı alabilmek için onlarca kez size yazı yazdım. Nasıl aldım biliyor musun. Bizi sevdiğin için değil. Hastane inşaatının başlayabilmesi için bu planı acele yap diye iktidar partisinin il ve ilçe başkanı geldi. Bende her ikisine de hep istiyorsunuz ama bende canlı hayvan pazarı yapmak için 6 yıldır buranın sizden tahsisini istiyorum önce burayı verin bende bu işlemi hayata geçireyim diyerek aldım. Aldıktan sonra 6 kere ihaleye çıktım. Canlı hayvan pazarını neticeye götürelim diye. Yapabildin mi diyor bize. Ya biraz insan sıkılır. Bu ülkeyi bu ekonomik koşullara getirdiniz, yaklaşık maliyet ortaya çıkıp imal sürecine geçinceye kadar fiyat 2-3 katına çıkıyor. Hiçbir müteahhit önünü göremediği için ihaleye girmek istemiyor. Onun için yapamadım. Bundan senin utanman lazım benim değil. Bunları sorgulamak bizim görevimiz değerli dostlarım” dedi. 

ULUALANI YEDİRTMEYİZ
Zorlaşan ekonomik koşulların belediyeleri de etkilediğini ifade eden Başkan Sözen, EYT ve Ulualan konusuyla ilgili yaşadıkları sıkıntılara da değindi. Sözen, “Sizler gibi belediyeler de ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Biz konuştuk diye gidip temel atıyorlar. Millet İttifakı’nın liderleri konuşuyor onlar icraate döküyor. EYT’yi en çok biz konuştuk onlar çıkardı. Ama ekonomik koşullardan dolayı bu konuda Manavgat Belediyesi’nin üstüne binen yük 300 milyon lira. Hiçbir belediyenin bu yükün altından kalkma şansı yok. İller bankasının yardımcı olacağını söylediler. Defalarca müracat etmemize rağmen onu da alamadık. Halkın verdiği yetkiyi cezalandırma aracı olarak görmeyen bir Millet İttifakı’na ben de derdimi anlatacağım. Oyumu buraya vereceğim ve o günü bekliyorum.  Bir konu da var. Bir kentin ayağa kalktığı Ulualan’ımız var. 2018 yılında gündeme getirdiler. Yalan söylüyorlar ve Manavgat Belediyesi’ni karalamaya çalışıyorlar. Bir tek evrak çıkarın da göreyim. Manavgat Belediyesi 2018 yılında nasıl feryat ettiyse bugün de aynı şekilde orası halkındır ve halkın kalacaktır diyor. Orayı yemeye ömrünüz yetmeyecek çok net şekilde söylüyorum. Bu kentin hepsi turizmden ekmek yiyor çünkü turizmle bağlantılıyız. Derdimiz 12 ay turizmin olmaması ve kışın bütün otellerin kapalı olması.  Bunu nasıl bertaraf ederiz. Ulualan’ı halka yönelik planlarsak. Biz istiyoruz ki halkın kullanacağı aktivite, spor alanları, dev konserlerin yapılacağı ve ticari alanların içinde olduğu bir yer olsun ve orası bir cazibe merkezi haline gelsin. Oranın kullanımıyla oteller kapanmasın ve hayat devam etsin. Ama bunlar neyi reva görüyor. Adını sanını bilmediğimiz 4 kişiye 3 bin dönümü veriyorlar. Dava ile iptal ettirdik. Bütün stk yöneticilerine, sendikalara ve siyasi partilere teşekkür ediyorum. O gün ortak verdiğimiz mücadele ile iptal edildi. Ne hikmetse hep seçim arifelerinde akılları çalışıyor aynı planı hiç değiştirmeden yine gündeme getirdiler. Yangında kullandığımız pisti bile iptal edip golf alanı yapacaklar. Bütün kente hareket getirecek boğaz ağzındaki marinayı iptal edip o tahsisi alan kişiye verecekler. Marinayı da kaldırıyorlar. Aynı kavgayı veriyoruz. Bizlerde diyoruz ki ey bu kentin görev verdiği iki tane kıymetli vekil, kente yapılan bu haksızlığa ne zaman ses çıkaracaksınız. Bırakın ses çıkarmayı destekliyorlar. Bir tek kelime duydunuz mu ağızlarından. Neden seçim arifesinde bunu yapıyoruz halk bizi cezalandıracak diye niye diyemiyorsunuz. Bu işin çözümü çok basit. Bizi yönetemiyorlarsa ve iyi şeylere layık olduğumuzu düşünüyorsak ve gelecek kaygısı duymamak istiyorsak demokratik parlamenter sistemi yeniden getirmek durumundayız. Bu sistem geri geldiğinde derdimizi anlatacağız. Birbirimize öfke ve kinle bakmaktan kurtulacağız. Ben mutlu olmayanlardanım. Ama şunu iyi biliyorum Manavgat’ta dahil olmak üzere her gün evine aç giren on binler var. Sosyal hizmet birimlerimiz yetemiyor. Bizimle beraber yeniden bahar gelecek ve ülke selamete çıkacak diyen Millet İttifakı burada. Seçimlerin ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Ben 15 Mayıs’ta güzel ve umut dolu bir sabaha uyanacağımıza inanıyorum. Her şey çok güzel olacak” dedi. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.05 14:22:42
Son Düzenlenme Tarihi :





Muratpaşa'da en düşük işçi maaşı 7 bin lira oldu

Muratpaşa Belediyesi’nde 2 yıl boyunca uygulanacak toplu sözleşmeyle en düşük maaş, bayram ikramiyeleri, yol ve çocuk yardımı ve çeşitli hizmet kolları için ödenen tazminatlar hariç 7 bin lira oldu.

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, yaklaşık 2 bin 200 çalışanı ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imza töreninde “Bazı hizmetlerini asgari ücretle personel çalıştıran müteahhit firmalarca gerçekleştiren ve bunun üzerinden kendi çalışana görece yüksek maaş ödeyen belediyeler hariç Akdeniz bölgesinde en yüksek maaşı veren belediye durumundayız. Ayrıca maaşları tüketici fiyat endeksine kısaca TÜFE’ye endeksleyen çok az sayıda sözleşmeden birini imzaladık” diye konuştu.

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nde yaklaşık 2 bin 200 çalışanı ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri tamamlandı. Belediye-İş Sendikası’yla sürdürülen görüşmelerin sonucunda 2022-2024 yıllarını kapsayan sözleşme, Belediye Başkanı Ümit Uysal ve Şube Başkanı Mehmet Mercan arasında imzalandı. 

EMEĞİN YANINDA

Şube Başkanı Mercan, “Toplu iş sözleşmesi, işçi arkadaşlarımıza, sendikamıza ve emeğin yanında olan herkese hayırlı olsun” dedi. Görüşmelerin son derece güzel geçtiğini dile getiren Mehmet Mercan, “İnşallah bundan sonraki süreçte de birlik, beraberlik içinde emek için ne yapılması gerekiyorsa Başkanımız Sayın Ümit Uysal’la beraber, belediyemizin imkanları dahilinde, en iyisini yapmak için var gücümüzde çalışacağız” diye konuştu.

MAAŞLAR TÜFE’YE ENDEKSLİ

Başkan Uysal ise görüşmelerde yer alan herkese teşekkür etti. İmzalanan toplu iş sözleşmesiyle bir sentez yapmaya çalıştıklarını aktaran Başkan Uysal, “Amacımız, kamu hizmetleri aksatılmadan bütçe imkanları çerçevesinde emekçilerimizi gelişen ekonomik şartlarda maksimum koruyacaknoktayı bulmaktı. Şu anda imzaladığımız sözleşmeyle buna ulaştık” diye konuştu. Başkan Uysal, törende şunları söyledi:

“Hizmetlerinin bir kısmını, asgari ücretle personel çalıştıran müteahhit firmalarca gerçekleştiren ve bunun üzerinden kendi çalışana görece yüksek maaş ödeyen belediyeler hariç, Akdeniz bölgesinde en yüksek maaşı veren belediye durumundayız. Gönül çok daha fazlasını vermek ister. Ama gerçek enflasyonun yüzde 200’e dayandığıbir ülkede kamu idaresi olmak da çalışan olmak da çok zor. Bütün bu yarar dengelerini gözeterek hareket etmekte oldukça güç. Ama bunu elimizden gelen maksimum ölçüde başarmaya gayret ediyoruz. Ayrıca maaşları tüketici fiyat endeksine kısaca TÜFE’ye endeksleyen çok az sayıda sözleşmeden birini imzalamış bulunuyoruz. Hayırlı olsun.”

Muratpaşa Belediyesi’nde 2 yıl boyunca uygulanacak toplu sözleşmeyle en düşük maaş, bayram ikramiyeleri, yol ve çocuk yardımı ve çeşitli hizmet kolları için ödenen tazminatlar hariç 7 bin lira oldu. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2022.08.08 09:23:16
Son Düzenlenme Tarihi :