SON DAKİKA

logo

Tırın dorsesinden düşen mermer blok trafiği aksattı

Isparta’da tırdan düşen mermer blok nedeniyle trafikte aksama yaşandı.
Olay, Aksu-Eğirdir Karayolu Akdoğan köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Aksu-Eğirdir karayolunda seyir halinde olan sürücü ismi öğrenilemeyen 32 ABV 879 plakalı tırın dorsesinde yüklü mermer blok, Akdoğan köyü geçişinde düştü. Tırdan düşen mermer blok nedeniyle trafikte aksama yaşandı. Ekipler tarafından gerçekleştirilen çalışmalar sonucu mermer blok karayolundan kaldırılarak trafiğin normale dönmesi sağlandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.06 21:51:58
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Tansiyonunuzu düşürmenin 6 doğal yolu

Ülkemizde her üç yetişkinden biri yüksek tansiyona sahiptir.
Onlardan biri olup olmadığını biliyor musunuz?
Kan basıncınızın olması gerekenden yüksek olması anlamına gelen yüksek tansiyon nadiren semptom gösterdiği için "sessiz katil" olarak da bilinir.
Tedavi edilmezse yüksek tansiyon (hipertansiyon) atardamarlarınıza zarar verebilir; kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve böbrek yetmezliği riskinizi önemli ölçüde artırır.
Kan basıncınızı düşürmenin iki yolu vardır: Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi. Bazı insanlar tek başına yaşam tarzı değişiklikleriyle kan basıncını düşürebilse de, iki yaklaşım birbirini tamamlar.
Kardiyoloji Uzmanı Zeynettin Kaya, "Kan basıncını dengelemenin yolunun yaklaşık %70'i yaşam tarzı değişiklikleri, %30'u ilaçlardan geçer" diyor. "Bu ikisinin birbirini tamamlaması önemlidir. Tansiyon ilacı kullanıyorsanız ancak yaşam tarzınızda değişiklik yapmazsanız, ilaçlarınızdan istediğiniz verimi alamazsınız."
Kan basıncı doğal olarak nasıl düşürülür?
"Yaşam tarzı değişiklikleri" terimi, kan basıncınızı düşürmek için tüm yaşamınızı değiştirmeniz gerekeceği anlamına gelir, ancak küçük değişikliklerle bile olsa başlamak önemlidir.
Dr. Kaya, kan basıncınızı düşürmek için yapabileceğiniz bazı önerileri şöyle sıralıyor;
1. Daha az tuz yiyin
Dr. Kaya, "Tuz alımınızı azaltmak kan basıncınızı düşürmenin en önemli yoludur." diyor. "Araştırmalar, düşük sodyumlu bir diyetin bir buçuk ila iki tansiyon ilacı ile aynı etkiye sahip olduğunu gösteriyor."
Tuz birçok gıdada gizlidir, bu yüzden ondan kaçınmak zor olabilir ama imkansız değildir. Az tuzlu yemeye alışmak yaklaşık 10 ila 14 gün sürer ama bu süre sonunda bazı yiyecekler sizin için çok tuzlu gelmeye başlar.
2. Daha fazla potasyum tüketin
Potasyum kan basıncınızı düşürmenize yardımcı olabilir çünkü böbreklerinize fazla tuzdan kurtulmada yardımcı olur. Daha düşük tuzda, daha düşük kan basıncı ile sonuçlanacaktır
Fast food, işlenmiş gıdalar, karbonhidrat, patates ve fazla et tüketimi tuz açısından yüksek, potasyum açısından ise düşük bir beslenme tarzıdır. 
Bunun yerine; Muz, domates, avokado, kavun, havuç
greyfurt, kivi, nektarin, ıspanak gibi potasyum açısından zengin besinleri tüketmek tansiyonunuzu düşürmede etkili olacaktır.
Yine de böbrek hastalığınız varsa, çok fazla potasyum tüketmemeye özen göstermelisiniz çünkü böbrekleriniz potasyumu vücuttan atmakta yetersiz kalabilir.
3. Özel diyeti programlarını benimseyin
Hipertansiyonu durdurmak için meyveler, sebzeler, tam tahıllar açısından zengin ve düşük sodyumlu bir diyet etkisini birkaç hafta içinde gösterir. Sağlıklı bir beslenme programı ile sadece hipertansiyondan değil pek çok farklı hastalıktan da korunmuş olursunuz.
4. Aktif bir yaşam benimseyin
Dr. Kaya, "Hareketsiz olmak kan basıncını artırabilir" diye uyarıyor.
Egzersiz, kan basıncını düşürmede inanılmaz derecede etkilidir. Kan damarlarınızı genişlemeye ve büzülmeye zorlar, bu da onları esnek tutar. Ayrıca kan akışını artırır.
Egzersiz yaptıktan hemen sonra kan basıncınızın yükseldiğini görürseniz paniğe kapılmayın. Dr. Kaya, "Kan basıncı egzersiz yaptıkça artar, ancak egzersizden sonra önemli ölçüde düşer" diye hatırlatıyor.
5. Alkol kullanımını sınırlayın
Alkol almak yüksek tansiyon oluşumunda önemli bir etkendir. Alkol tüketim alışkanlıklarınızı değiştirmekte zorlanıyorsanız, bununla ilgili de yardım almayı düşünebilirsiniz.
6. Sağlıklı bir kiloya ulaşın
Kilonuz arttıkça kan basıncınız da artar, bu da birkaç kilo vererek bile kan basıncınızı düşürmede önemli bir yol kat edebileceğiniz anlamına gelir.
Dr. Kaya, "Bel çevremizde topladığımız yağ hücreleri metabolik olarak aktif hücrelerdir ve nihayetinde kan basıncınızı yükseltir." diyor.
Tabii ki, kilo vermek basit değildir. Ancak özellikle doğru doktor ve sağlık ekibiyle çalışarak bu konuda önemli adımlar atabilirsiniz.
Ek öneriler
Dr. Kaya, kan basıncı üzerindeki doğrudan etkilerine dair daha az kanıt olsa da, önemli birkaç konuyu daha vurguluyor;
Sigarayı bırakmak. Sigara içmek, yüksek tansiyon gibi kan damarlarınızın iç yüzeyine zarar verir. Sigara içmek, bırakması zor bir alışkanlık olabilir, ancak genel sağlığınız için harikalar yaratacaktır.
Yeterince kaliteli uyku. Uyku yoksunluğunun sağlığınız üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Gecede altı ila sekiz saat kesintisiz uyku, yüksek tansiyonu önleyebilir.
Stresi azaltmak. Kronik stres faktörleri, kan basıncına etki eden yaşam tarzı faktörleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Kronik olarak stresli veya endişeli olduğunuzda, daha az uyuma, egzersiz yapmama ve sağlıksız beslenme olasılığınız artar.
* Yaşam Hastanesi Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.11 14:17:29
Son Düzenlenme Tarihi :





TİROİD İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN 10 SORU VE YANITI

Tiroid kanseri, diğer kanser türlerine oranla iyi seyir gösteriyor ve kadınlarda, erkeklere oranla daha sık ortaya çıkıyor. Tüm dünyada troid kanserinin görülme sıklığında ortaya çıkan %100’ün üzerinde artışa ise radyasyona maruziyet, teknolojinin günlük yaşamın içinde olması, genetik yatkınlık ve düzenli tarama yöntemleri ile çok küçük nodüllerin saptanabilmesi neden oluyor. Peki, her tiroid nodülü kanser mi? Ne zaman doktora başvurmalı ve ne sıklıkla tarama yaptırılmalı? Memorial Ataşehir/Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, 25-20 Mayıs Tiroid Farkındalık Haftası’nda, tiroid hastalıkları ve kanserleri ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. 

 

1- Her nodül kanser midir? 

 

Çoğunlukla görüntüleme veya fizik muayene sırasında tesadüfen saptanan tiroid nodülleri yetişkin popülasyonun yarısını etkilemektedir. Yüksek yayınlık oranına rağmen genellikle belirti vermeyen tiroid nodüllerinin yalnızca %10-15'i kötü huylu tümör olarak kendini göstermektedir. Tiroid nodüllerini değerlendirmede önemli olan iyi huylu nodüllerde hasta özelinde tedavi uygulanması ve düşük risk oluştursa da tıbbi müdahaleden fayda sağlayacak kötü huylu nodüllerin belirlenmesidir.

 

2- Tiroidin kanser dışı hastalıkları nelerdir?

 

Tiroid hastalığının iki ana tipi hipotiroidizm ve hipertiroidizmdir. Her iki duruma da tiroid bezinin çalışma şeklini etkileyen diğer hastalıklar neden olabilmektedir. Hipertiroidizm semptomları kaygı ve sinirlilik hali, hiperaktivite, uykusuzluk, yorgunluk, ısıya duyarlılık, kas güçsüzlüğü, ishal, normalden daha sık idrara çıkmak, susuzluk hissi, kaşıntı ve cinsel isteksizliktir. Hipotiroidizm belirtileri durumun ciddiyetine bağlıdır. Sorunlar genellikle birkaç yıl içinde yavaş yavaş gelişir. Yorgunluk ve kilo alımı gibi hipotiroidizm semptomları çabuk fark edilmez. Ancak metabolizma yavaşlamaya devam ettikçe daha belirgin problemler gelişebilir. Hipotiroidizm belirtileri yorgunluk, soğuğa karşı intolerans, kabızlık, kuru cilt, kilo alımı, şişmiş yüz, boğuk ses, kaba saç ve cilt, kas güçsüzlüğü, kas ağrıları, kaslarda hassasiyet ve sertlik, normalden daha şiddetli veya düzensiz olan adet döngüleri, saç dökülmesi, yavaşlamış kalp hızı, depresyon ve unutkanlığı içermektedir.

 

3- Tiroid nodülü nasıl fark edilir? 

 

Tiroid nodüllerinin çoğu belirti göstermeden ortaya çıkmakta, fizik muayenede veya tesadüfen diğer görüntüleme işlemleri sırasında yakalanmaktadır. Yakındaki yapıları sıkıştıran kötü huylu veya belirti gösteren nodüller için cerrahi gerekebilir. Bu nedenle tedavinin ilaçla mı yoksa cerrahi müdahale ile mi yapılacağının belirlenmesi için ileri tetkikler istenebilir. Tiroid nodülleri için tercih edilen görüntüleme yöntemi ultrasondur ve ultrason rehberliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi tercih edilen doku örneklenmektedir. Bir santimetre ya da daha büyük nodüller, ultrasonda şüpheli görünüme sahip nodüller veya kötü huylu nodül riskini daha iyi ölçmek için hücresel analiz gerekir. Ameliyat öncesi biyopsi ve patolojik tanı, hastayı ikinci kez ameliyat riskinden kurtarmaktadır.

 

4- Tiroid kanseri belirtileri nelerdir? 

 

Çoğu tiroid kanseri, hastalığın erken döneminde herhangi bir belirti veya semptoma neden olmamaktadır. Tiroid kanseri büyüdükçe boyunda ele gelen yumru, dar gömlek yakalarının çok sıkı hale geldiği hissi, artan ses kısıklığı da dahil olmak üzere sesinizdeki değişiklikler, yutma güçlüğü, boyundaki şişmiş lenf düğümleri, boğaz ve boyunda ağrı gibi semptomlara neden olabilmektedir.

 

5- Tiroid kanseri vücuda yayılır mı?

 

Tiroid kanseri bazen yakındaki lenf düğümlerine veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilmektedir. Yayılan kanser hücreleri, ilk tanı konulduğunda veya tedavi sonrası takiplerde saptanabilir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu ise hiç yayılım yapmaz.

 

 

6- Tiroid kanserinde tedavi nasıldır? Kemoterapi gerekli midir?

 

Tiroid nodülü küçük ve tek taraflıysa nodül bulunan kısım çıkarılırken, büyük bir tiroid nodülü varsa tüm tiroid alınmaktadır. Ameliyat sonrası kan dolaşımına katılarak var olabilecek kanser hücrelerini yok eden radyoaktif iyot tedavisi, radyoterapi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gerekli hastalarda uygulanabilir. Kemoterapi, tiroid kanserini tedavi etmek için nadiren kullanılır, ancak bazen vücudun diğer bölgelerine yayılmış tiroid kanserinin agresif ve nadir görülen türünde tercih edilebilir. Kemoterapi tedavisi süreci kanserli hücreleri öldüren güçlü ilaçlar almayı içerir. Tiroid kanserini tedavi etmez, ancak semptomları kontrol etmeye yardımcı olabilir.

 

7- Tiroid kanseri genetik midir? Ailede tiroid tespit edilirse ne yapmak gerekir? 

 

Dokularda oluşan kanser tipleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Medüller olmayan tiroid kanseri papiller, foliküler ve anaplastik türleri içermektedir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu, yaklaşık %70 ila %80'i papiller tiroid kanseridir ve genellikle hastalığın agresif olmayan ve yüksek oranda tedavi edilebilir bir şeklidir. Bu vakaların çoğu seyrek olarak ortaya çıktığından veya herhangi bir belirgin genetik geçişe bağlı olmadığından, kişisel veya aile öyküsünde tekil bir papiller tiroid kanseri vakası olan birine genetik danışmanlık veya test önerilmektedir. Cowden sendromu, ailesel yani genetik olarak geçen koşullarda meydana gelmektedir. Bu nedenle ailede bir kişide tiroid kanseri varsa, erkenden teşhis etmek için diğer aile bireylerine de tiroid ultrasonu çekilmesi önerilmektedir. Papiller tiroid kanseri öyküsü bulunan yakın akrabası olan bir aileye sahip kişilerde de ultrason ile tiroid kanseri taraması yapılmalıdır. Medüller tiroid kanseri ile ilişkili olan tip 2 (MEN2) kalıtsal bir hastalıktır. Bu tip tiroid kanseri olan tüm bireyler, genetik danışmanlık için sevk edilmeli ve genetik test önerilmelidir. Bir ailede RET geninde bir mutasyon tespit edilirse, koruyucu cerrahiden (tiroidektomi) yararlanabilmeleri için diğer akrabalarda bu durumu teşhis etmek önemli olacaktır. Genel olarak, hastalar tiroid bezleri çıkarıldıktan sonra uygun ilaç tedavisi ve takip ile uzun, kaliteli ve aktif bir yaşam sürebilmektedir.

 

8- Tiroid kanseri diğer kanser türlerine göre daha mı az risklidir?

 

Tiroid kanseri olan çoğu hasta için prognoz yani hastalığın ileriki dönemde nasıl etkileneceğine dair sonuçlar mükemmeldir. Hastaların genelinde tiroid kanserinin yaşamı tehdit edici olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu anlamına gelmektedir. Ancak küçük bir hasta grubunda hastalık ilerlemiş olabilir.

 

9- Tiroid hastalığının kilo ile ilişkisi var mı? 

 

Hipotiroidizmi olan bir kişide bazal metabolik hız azaldığından, aktivitesi azalmış bir tiroid bezi genellikle bir miktar kilo alımı ile ilişkilidir. Kilo alımı, daha şiddetli hipotiroidizmi olan kişilerde fazla görülür. Bununla birlikte, hipotiroidizme bağlı bazal metabolik hızdaki azalma genellikle hipertiroidizmde görülen belirgin artıştan çok daha az dramatiktir ve tiroidin daha az aktif olması nedeniyle ağırlıkta daha küçük değişikliklere yol açmaktadır. Hipotiroid bir kişide kilo alımının nedeni de karmaşıktır ve her zaman aşırı yağ birikimi ile ilişkili değildir. Hipotiroid bireylerde kazanılan ekstra kiloların çoğu, aşırı tuz ve su birikiminden kaynaklanır. Kilo alımı nadiren hipotiroidizm ile ilişkilidir. Hipotiroidizmin mevcut tek semptomu kilo alımıysa, bunun yalnızca tiroide bağlı olması daha az olasıdır. Hipertiroidizm durumunda ise vücudun normalde olduğundan daha fazla enerji kullanması söz konusudur ve bu da kilo kaybına neden olabilmektedir.

 

10- Tiroid hastalığı veya kanseri gebeliği etkiler mi? 

 

Aktif hipertiroidizmi olan kişilerin gebelik sırasında antitiroid ilaçlaı alması gerekir. Bunlar plasentaya geçtiğinden, bebeğin etkilenme olasılığı daha düşük olacak şekilde mümkün olan en düşük doz ile reçete edilmektedir. Hipertiroidizm için başka bir tedavi olan radyoaktif iyot hamilelik sırasında kullanılamaz. Eğer hipertiroidizm kontrol altında değilse, hamileliğin erken evrelerinde düşük yapma riskini artırabilir. Bu nedenle gebelik sırasında ilaç kullanmak istemeyen anne adayları, gebelik öncesinde Graves Hastalığı için radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat seçeneğini tercih edebilir. Antitiroid ilaçların dozu çok yüksekse, bebeğin tiroidi yetersiz hale gelebilir ve bebekte guatr gelişebilir. Bu nedenle gebe kalma planı öncesinde doktor kontrolünde ilaç kullanımı düzenlenmeli ya da bırakılmalıdır. Tedavi edilmemiş aşırı aktif tiroid bezi, gebelik için antitiroid ilaç almaktan daha büyük risk taşımaktadır. Hamilelikte yüksek tansiyon, bebeğin zayıf büyümesi ve erken doğum gibi komplikasyonlara yol açabilir. İlaç dozunun uygun olup olmadığının kontrolü için gebelikte tiroid fonksiyon testlerinin düzenli olarak yapılması gerekir.

 

Hipotiroidizmi de tedavi edilmediğinde gebelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve solunum sıkıntısına yol açabilir. Hipotiroid anneyi tedavi etmek için tiroid hormon tedavisi kullanılır ve ilacın dozu, bireyin tiroid hormon seviyelerine bağlıdır. Gebeliğin ilk yarısında tiroid hormon düzeyleri 4 haftada bir kontrol edilmelidir. Tüm yenidoğanlar için rutin tarama ise, tiroid hormon düzeylerinin test edilmesini içerir.

 

Gebelikte tiroid kanseri tespit edilmesi durumunda, tümör yavaş yayılımlı olduğu için pek çok hastada ameliyat için doğum sonrası beklenebilir. Ancak kanser hızla büyüyorsa veya tiroidin dışına boyundaki lenf bezlerine yayılmışsa, ameliyat gebelik sırasında yapılabilir. Bunun için en uygun zaman, ikinci trimesterdir. Birinci ve üçüncü trimesterlarda da hastalar güvenli sonuçlarla tiroidektomi olabilse de bu zaman çerçevesi ideal değildir. Yine de agresif hastalık durumunda tedavi için önerilir. -HBR.MRK


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.26 16:26:41
Son Düzenlenme Tarihi :